Modern yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelen stres, yalnızca ruhsal durumumuzu değil, fiziksel sağlığımızı da derinden etkiler. Özellikle kalp ve damar sistemi, stresin olumsuz etkilerine karşı oldukça hassastır. Günümüzde yapılan çalışmalar, **kronik stresin** kalp hastalıkları için bağımsız bir risk faktörü olduğunu ortaya koymaktadır.
Stres, vücudun bir tehdide karşı verdiği doğal bir tepkidir. Akut stres tehlike anlarında hayatta kalmayı kolaylaştırırken; uzun süreli ve kontrol edilemeyen stres (kronik stres), vücut üzerinde yıkıcı etkilere neden olur. Kalp sağlığı açısından esas sorun, kronik stresin oluşturduğu **sürekli biyolojik uyarılma** halidir.
Vücut "savaş ya da kaç" yanıtı verdiğinde adrenalin salınımı artar, kalp hızı yükselir ve kan basıncı fırlar. Bu durum uzun vadede kalp kası ve damarlar üzerinde ciddi bir yük oluşturur.
Kronik stresle salınan kortizol; **insülin direnci, karın bölgesi yağlanması ve LDL kolesterol artışına** yol açar. Bu değişiklikler damar sertliği (ateroskleroz) sürecini hızlandırır.
Stres, damarların gevşemesini sağlayan endotel tabakasının işlevini bozarak damarların daralmasına ve pıhtılaşma eğiliminin artmasına neden olur.
Kalp sağlığını korumak sadece ilaçla değil, ruhu dinlendirmekle de mümkündür. Stres, kardiyovasküler risk değerlendirmesinde en az kolesterol kadar ciddiye alınmalıdır. **Unutmayın; sakin bir zihin, sağlıklı bir kalbin en iyi dostudur.**
Eki, 13 2026
Eki, 13 2026
Eki, 13 2026
Eki, 13 2026
Eki, 13 2026